Sessiz Hikayeler-Neden Yazıyorum?

Bir hekimin odasında zaman başka akar.Dakikalarla değil, bakışlarla ölçülür.

Bazen bir sessizlik, uzun bir cümleden daha çok şey anlatır.İnsanlar genellikle hekimliği sonuçlarla hatırlar:bir tanı, bir reçete, bir imza.Oysa hekimlik, çoğu zaman sonuçlardan önce yaşanan tereddütlerde,doğru kelimeyi ararken verilen kısa duraklarda,odadan çıkarken ardında kalan sessiz duygularda saklıdır.Ben bu yazıları tam da bu yüzden yazıyorum.Gürültüden değil, sessizlikten.Yıllar içinde sayısını unuttuğum kadar çok insan geçti odamdan.

Kimi öfkesini bıraktı masanın kenarına,kimi korkusunu.Kimi hiç konuşmadı,kimi hiç susmadı.Ama neredeyse hepsi, bir şekilde anlaşılmak istedi.

Bu yazılar birer vaka anlatısı değil.Ne tanılar var burada, ne reçeteler.Kimseye yol göstermek,kimseyi ikna etmek,kimseyi suçlamak için yazmıyorum.

Burada olan şey daha başka:Bir hekimin kendiyle yaptığı sessiz bir muhasebe.Yanlış anlaşılmış bir cümle.Doğruyken yanlış zamanda söylenmiş bir söz.Geri alınamayan bir bakış.Ve bazen, sonradan fark edilen bir ihmal.Çünkü hekimlik sadece bilmekle ilgili değildir.Aynı zamanda nasıl söylediğinle,ne zaman sustuğunla,nerede durduğunla ilgilidir.Bazen yapılabilecek çok şey yoktur.Ama insanın, karşısındakine hissettirebileceği bir şey mutlaka vardır:niyet.Son yıllarda sağlık alanında yaşanan kırılmaların,çatışmaların ve şiddetin;çoğu zaman bilgisizlikten değil,birbirini duyamamaktan kaynaklandığını düşünüyorum.Hekimler anlatamıyor.Hastalar anlamıyor.İdare çoğu zaman sadece izliyor.Oysa belki de ihtiyaç duyduğumuz şey,daha yüksek sesler değil;daha doğru kelimeler.

Bu yazılarda bağırmak yok.Hesaplaşmak yok.Haklı çıkma çabası yok.Sadece yaşanmışlıklar var.Olduğu gibi.Sessizce.Belki bir hasta kendini tanır bu satırlarda.Belki bir hekim “ben de” der.Belki biri, bir sonraki cümlesini kurmadan önce durur..Bu yazılar dünyayı değiştirmek için değil.Ama belki odanın içindeki havayı biraz yumuşatır..